FELSEFEYİ SEVDİREN GENÇ!

Üniversite öğrencisi olduğu günlerde, ev arkadaşları batak oynarken o kitap karıştırıyordu. En sevdiği paragrafların altını çizmekleyetinmedi, paylaşmak istedi. “Bilgisayar başında bu kadar boşa zaman geçirme” eleştirileri altında, Felsefe Kulübü adında bir Facebook grubu kurdu. 50 arkadaşıyla başlayan kulüp, 4 yılda 1.700.000 üyeye ulaştı.

Üye sayısıyla, Türkiye’nin en büyük felsefe kulübü oldu. Facebook’ta açılan tüm beğen sayfaları içinde ilk 10 a girdi.  25 yaşında ilk kitabı yayınladı.  En beğenilen felsefi sözleri, Bilgelikle Yaşama Sanatı adıyla kitaplaştırdı. Kitabının arka kapak yazısını Mümin Sekman yazdı.

“Bilgelik sevgisi” anlamına gelen felsefeyi Türkiye’de yaygınlaştıran, başarısıyla Facebook fenomenlerinden biri olan Özgür Bacaksız, başarı hikayesini anlattı… 

1-Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız? Özgür Bacaksız kimdir?

Diyarbakır’da doğdum. 25 yaşındayım.  Hatay/İskenderun’da yaşadım, ailem hâla orada. İskenderun bizim için ikinci memlekettir. 25 senedir oradayız.  Babam emekli öğretmen, annem ev hanımı. Bir abim var uzman doktor ,  bir de kardeşim var o da liseye gidiyor. Annem hep subay olmamı isterdi. Adıyaman Üniversitesi’nde muhasebe okudum, şu an açıköğretim felsefe bölümünden devam ediyorum.  Yazı yazmaktan, kitap okumaktan, sorgulamaktan son derece memnunum.  Şu an tek bir amacım var sosyal anlamda, bilgi ve yazı anlamında bu ülkeye, insanlara bir şeyler verebilmek.

 2-Felsefeye olan ilginiz nasıl başladı?

Felsefeye ilgim üniversite yıllarımda başladı, o yıllarda kişiliğimde sorgulamacı bir eğilim doğmuştu. Sanırım geçmişten gelen bir eksiklik vardı bilgi anlamında, bu eksikliği  felsefi bilgi ve değerlerle kapatmaya çalışıyordum.

3- Felsefe Kulübü’nün kurma fikri nasıl doğdu? Kulüp nasıl büyüdü?  

Yine aynı dönemde,  yani üniversite yıllarımda kurdum Felsefe Kulübü’nü. Genelde odamdaydım, yalnız kalırdım. Ev arkadaşlarım sürekli batak oynarlardı, ben  ise araştırmayı ve karıştırmayı, bilgisayar işlerini severdim. O ara en sevdiğim sığınaktı kitaplar. Kulübü açmamda kitaplara olan ilgim en etkili faktördü.

Sayfayı açtığımda içinde fazla  üye yoktu, dostlarım, yakın arkadaşlarım. Yani toplasanız  50 kişi anca vardı. Ama sayfa 50 kişi de olsa ben sürekli özgün alıntılar, paylaşımlar, felsefi fragmanlar atardım. En başından işinizi iyi yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu 50 kişinin de o paylaşımları beğenmesi, paylaşması kısa zamanda sayfanın 1000 kişi olmasına vesile oldu…

Tabi 1000’li rakamlara geçince sayfa ve yaptığınız iş daha özveri daha çok özgünlük istiyor. Beni tanımayanlar da vardı, belki farklı  görüşten insanlar da. O gün bugün yani 4 yıldır her zaman özgün oldum, hiçbir zaman seçkin  ve kaliteli sayfa yapısını bozmadım. Bugün 2 milyona geldiyse üye sayısı en etkili nedeni budur. Farklı bilgileri, değerleri, cümleleri, paragrafları arayan insanlar kulübe üye  oldular ve geneli memnun. Bu sevindirici tabi.

4. Projenizin fikirsel hazırlık süreci ve hayata geçirilmesi aşamasında “yapamazsın” ya da “başarılı olamazsın” diyenler oldu mu? Şayet oldu ise bu tutumlar sizi nasıl etkiledi?

Aslında bu proje miydi, hobi miydi bunu tam olarak bilmiyorum, ilk yıllarda hedefim yoktu. İlk sayfayı kurduğu zamanlarda ailem, çevrem, yakın dostlarım bilgisayar başında fazla durmama üzülürlerdi! Benim için ise bu boş zaman kaybı değil, orada işin aslı eğitimdi, bilgi dünyasında olmaktı. Eğitim üzerine işler yapmak sanal bile olsa insana ilham veriyor. Yani kendimi, düşüncelerimi değiştirmeme internet önayak oldu. Felsefeyi tanımlayan bir özdeyiş vardır,: “ önemli olan varmak değil yolda olmaktır” Ben de seviyordum yolda olmayı. Kimseyi dinlemeden bir ağaca sürekli gübre ve su verdim. İnsanlara 4 yıldır taze, özgün, bilgi dolu paragrafları sunuyorum. Ben sadece işimi yaptım, aynı hassasiyeti sürdürdüm, sürdürüyorum.

5. –       “Başardım” duygusunu hangi eşiği geçtikten sonra hissettiniz? Felsefe Kulübü’nün yakaladığı başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayfanın üye sayısı bir milyonu geçtikten sonra bir şeyleri başardığımı düşündüm. Bu ülkede her kesimden insanın felsefeye ilgi gösterdiğini, bazı şeylere karşı merakla yaklaşıldığını gördüm. Belki uyuyan devi uyandıramadık ama uyanması için dürttük! Benim için en büyük mutluluk bu. Düşünsenize yüzbinlerce sayfa var, şirket sayfaları var, sanatçı sayfaları var, futbol sayfaları var ama biz “eğitim ve felsefe”den gidiyoruz, üye sayımız iki milyona yaklaştı.  Bundan daha çok ne gurur verebilir?

6. Gönderilerinizi seçmekte başarılısınız k, bu kadar büyüdünüz. Sözleri neye göre seçiyorsunuz? Kulübü yönetirken ilkeleriniz/prensipleriniz neler?

Sözleri ve paragrafları evrensel bir bakış açısıyla seçiyorum. Her ideolojiden, her düşünceden, ayrı dünyalardan insanlar mevcut. Bazen tüm kitleye hitap etmek zor oluyor. Bazen mahalle baskısına da maruz kalıyoruz tabii! O yüzden ince eleyip sık dokuyorum. Bana göre her bilgi değerlidir, her filozof, her yazar, her düşünce adamı değerlidir. Felsefenin güzelliği de burada yatıyor aslında,  evrenselliğinde ve çeşitliliğinde.

7. Felsefe Kulübü’nün geleceğine dair planlarınız neler?

Bugüne kadar sayfayı ne ticari ne de ideolojik kullandım. Sadece sanal bir kütüphane havasında, insanları bilgilendirerek mutlu etmek istedim. Gelecekte gerçekten böyle bir kulübün reel anlamda da var olmasını istiyorum.Bazı şeyler artık sanaldan reele taşınmalı. İnsanlara sosyal anlamda bir şeyler vermeliyim diye düşünüyorum. Bilgelikle Yaşama Sanatı kitabı reele doğru adımımızın ilk aşaması. Okunmamış paragrafları, görülmemiş bilgileri insanlara aktarmalıyız.

8. “Bilgelikle Yaşama Sanatı” adlı bir kitap hazırladınız. “Bilgelikle Yaşama Sanatı” konusunda neler tavsiye edebilirsiniz?

Bilgelikle Yaşama Sanatı kitabını 7 ayda derledim. Derlerken kulübün verdiği istatistikleri kullandım, yani sosyal medyada insanların en çok ilgi gösterdiği paragrafları, filozoflardan fragmanları , bilgelik hikayelerini bir araya getirdim. Bu alanda böyle bir çalışma ilk.  Özdeyiş derlemesi şeklinde antoloji kitapları var, ama filozoflardan ve yazarlardan paragrafları bir arada görmek daha yararlı diye düşünüyorum. Bence başucu kitabı olabilir, değerli paragraflar var. Felsefeye gönül veren tüm dostların kitapçıda bir göz atıp karar vermesini  isterim.

9. Kitabınızın arka kapak yazısını Mümin Sekman yazmış. Sekman’ın kitaplarının hayatınızda bir rolü var mı?  

Evet, arka kapak yazısını değerli Mümin Sekman yazdı. Ona içten teşekkürlerimi iletiyorum. Ben kendimi onun öğrencisi gibi  gördüğüm için ona “hocam” derim. Hocamla İstanbul’da tanıştık, sayfa 1.000.000 olduktan sonra İstanbul’a gelmiştim. Hayatım yayın ve yazar dünyasına kaydı. Yaptığım iş, kitlem, çevrem hep bu dünyadaydı.

Yine Üniversite yıllarımda Her Şey Seninle Başlar kitabını okumuştum, bizim dönemimizde o yılların gerçekten en değerli kitapları arasındaydı. Özellikle üniversitede başarı üzerine kitaplar bizim için çok önemliydi. Benimde bir çırpıda okuyup bitirdiğim kitaplardandı. Kitap içinde felsefi, bilimsel örnekler, cümleler, bilgece paragraflar çoktu. Bence temel başarı kitapları arasındaki en nadir eserlerdendi… Her yaştan insan okumalı, okutulmalı.

Bir gün hocam’a mail atmıştım, birkaç konuda onun düşüncelerini almak, bilgi anlamında onunla çalışmak, beraber sosyal alanda iş yapmak istemiştim. Sonra onunla tanıştık ve beraber iyi işler yaptık diye düşünüyorum. İnsan bazen klavuza ihtiyaç duyar. Benim bu şehirdeki ve bu hayatımdaki kılavuzum Mümin Sekman. Kendisinden daha öğrenecek çok şeyim var, bunun bir listesini yapmadım. Listeyi doldurmak önemli değil, önemli olan listeye eklediklerini iyi uygulamak. Ben de hocamın öğütlerini,  eğitim alanında bana verdiği tüm bilgeliği kendi hayatıma yansıtmaya çalışıyorum.

10. Attığınız bir mesajın milyonlarca insana ulaşması nasıl bir duygu? 

Paylaşımların milyonlara ulaşması tarifsiz bir duygu.  Öğrenmekten mutlu olan milyonlarca insana, onları mutlu eden bir bilgi parçası veriyorsunuz. Farklı insanlar, duygular, düşünceler, yorumlar.  Bu kadar farklı insan çeşidi olduğunu görmek de güzel bir duygu.  Her insan gerçekten mücevherdir. Biliyorum buna inanmıyoruz, klişe olduğunu düşünüyoruz. Ama inanın bana her insan bir mücevher. Ve herkesin içinde yatan o merak duygusu, insanların kendilerini bulmalarının anahtarıdır bence. Sayfayı takip eden milyonlarca insan bunun farkında. Hayatın anlamını arayanların platformudur Felsefe Kulübü.

11. Alanınızda en çok üyesi olan sayfayı 4 yılda oluşturmayı başardınız. Farklı konularda sayfa açıp da sizin başardığınızı başarmak isteyen gençlere önerileriniz nelerdir?:) 

🙂 Önerim şu ki; gerçekten insanlara faydalı olan işi yapsınlar, o özgünlüğü yakalasınlar. Kopya bir yaşam, zincirlere takılı kalmak insanı özgür kılmaz. Farklı olanı, insanlara lazım olan tüm bilgileri ortaya çıkarmamız lazım.

12. Kitabınız yeni çıktı; çiçeği burnunda bir yazar olarak, ilk kitabınızın çıktığını görmek nasıl bir duygu? Kitabınızla ilgili gelişmeler neler? 

Evet. Felsefe Kulübü / Bilgelikle Yaşama Sanatı kitabı bir hafta önce Destek yayınlarından çıktı. Kitabı kendi üyelerim için derledim aslında, Felsefe Kulübü’nün kitap hali de diyebiliriz. Tabi sayfaya üye olmayan insanların da okuması gurur verici. Şu an ilk hafta olmasına rağmen çok heyecanlıyım J Çünkü sanaldan reele adım attık. Bu heyecan başka! İlk haftada çok satan kitaplara girmiş durumda. Raflarda, özellikle felsefe raflarında insanlar çok ilgi gösteriyor. 2. Baskıya  da geçti. Çok yakında 3. Baskıya da geçer gibi gözüküyor.

Çok satması değil de çok okunması taraftarıyım. Yani aynı kitabın birden fazla okunmasını isterim. Çünkü oradaki paragraflar hayatın her evresinde gerekli. Siz yenilendikçe okuduğunuz o metinler de yeni anlamlar kazanır. Kütüphanelerimizde olması gereken bir kitap. Gerçeği söylemek gerekirse kendime yazar demiyorum , ama yazarlık yolunda bir adım attığımı biliyorum. İlerde kendi kitaplarımı oluşturduğumda bu bana tecrübe olacak. İnsanlar için yararlı bir işe imza attığımı düşünüyorum ve devamının geleceğini umuyorum.

Mümin Sekman’ın Özgür Bacaksız’ın kitabına yazdığı arka kapak yazısı:

“İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemeli” der Goethe. Zarif ve zeki bir beyin için, midemizi besler gibi, beynimizi de güzel ve görkemli fikirlerle beslemeliyiz.
Her gün birkaç felsefi fragman okumak, insanın beynini spor salonuna götürmesine benzer. Mantık kaliteniz yükselir, bağımsız düşünme kapasiteniz artar, entelektüel estetik duygunuz gelişir. Her güne büyük düşünürlerden birkaç sözle başlamak, gündelik hayatın rutini içinde kaybettiğimiz anlamı ve derinliği görmemizi sağlar.
Milyonlarca üyesi olan Felsefe Kulübü’nün kurucusu olan Özgür, seçtiği sözlerle beyninizi özgürleştiriyor. Bu sözler, yayınlandıkları sitede aldıkları oya göre seçilmiş, reytingin çemberinden geçmiş düşünceler. Her sabah bir dilim düşünceyi aklınıza atmadan evden çıkmayın.